Burası bizim evin karşısında bulunan ve herbir eve bir caminin düştüğü Arap Emirliklerinden bir görüntü.
2005 yılında Dubai'ye parka gidiş sırasında çekilen bir Şeyh Zayed Road görüntüsü. İlk izlenim New York'da mıyım? sorusu...Dubai şu anda herşeyin en büyüğünü, en uzununu falan yapma stresiyle cebelleşiyor. Modern şehirleşmeye bir örnek teşgil edebilir ama doğanın yemyeşil olduğu ve eskinin korunduğu Avrupa'dan sonra herşey çok çok çok yeni.
Yine Dubai'den bir ara sokak camisi.
Bu evleri de mimarisi hakkında bir fikir olsun diye çektim. Çünkü buraya gelirken gerçekten de aklımda oluşturabildiğim bir Arap Emirlikler'i resmi yoktu.
Çok farklı villalarda yaşam sürdürülüyor. Aileler sekiz çocuklu falan. Dolayısıyla çok geniş evlere ihtiyaç var. Dini sebeplerle çevreden elden geldiğince kopuk bir görüntü çiziyor evler.
Genlede bahçe duvarları içerinin görünmesini engelleyecek kadar yüksek inşa ediliyor. Böylelikle haklı olarak ailenin mahremiyeti de korunmuş oluyor.
Dubai'de hemen yedi yıldızlı yelkenli şeklindeki otelin hemen yakınında olan bir park. Hemen önünde plaj var ve Sharjah'ın aksine herkes gayet rahat denizine girebiliyor. Arap Emirlikleri'nin herbiri birbirinden bağımsız ve bunların içinde dışarıya açılma ve turzmin gelişimi açısından en radikal olan Dubai. Ayrıca aslında petrol eçısından en zengin konumda olan da Dubai ki bu şekilde dünya standartlarında yatırımlara gidiyor.
Ev örnekleri...Bizim mahalle.
Sharjah'dan Umman'a gidiş yolundaki görüntüler...
İşte çöl...Ağaçsız yükseltiler. Sanki dünya değil de bambaşka bir gezegende yolculuğa çıkılmış gibi. Böylesine kuru kupkuru dediğimiz yerlerde bile kendine göre çok değer verilmesi ve korunması gereken bir habitad var. Bunu görmek için Sharjah'daki müzelere gitmek yeterli.
Burası Umman Dibba dedikleri yer. Denizin altı inanılmaz bir zenginliğe ev sahipliği yapıyor. Dışarısı bu kadar çöl ve kupkuru gözükmesine rağmen şnorkelle bile bakıldığında rengarenk balıkları ve resifleri gözlmelemek mümkün.
Kampımızı burada kurduk. Gece ben belki iki gibi uyandım ve o hışırtıyı hiç unutmuyorum. Işığı kalırdığımda korku filmi gibi şu fotoğrafı olan yükseltilerden binlerce belki de milyonlarca yengecin aşağıya indiğini gördüm.
Sabahın beşbuçuğu falan...Gün yeni yeni ağarıyor. Donmuşuz gece! Herşey sırılsıklam oldu. Ayağımıza yapışan kumlar yatakta, heryerdeydi. Tuvalete gidip yakalanmamak için keçi gibi tırmanıp manzaraya tepeden bakarak yapacağını yapmak gerekli oldu. Gecenin bir yarısı tuvalet ihtiyacı için çıkılan yerde ışığa gelen binlerce yengeci görmek tuvalet ihtiyacının giderilmesi yolunda alınan karardan cayılmasına sebep oldu :( Bu kamping'in bence en zor bölümüydü.
Çin sirki. 2005. Fotoğraf çekmek yasaktı ama bunu çektim. Biliyorum yanlış bir hareket ama elimde kalan tek hatıra bu bayanlar oldu :) Dünya rekorları var. Tüm gösteriyi ağzımız kapanmadan seyrettik.
Bu, hep Şeyh Zayed Road, Dubai.
2005...Arabayla yolda kaldık. Benimki bizi yeşilliklere saldığı gibi taksi şöforü bulmaya ve benzin koydurmaya gitti. Arabanın benzin göstergesi de çalışmadığı için ilk akla gelen bittiği oldu. Sonra sorunun o olmadığı anlaşıldı. Ufaklığın keyfi yerindeydi. Yeşillik ve açık alan olsun da...
Burası Ajman'ı da geçtikten sonra gidilen bir havuz cenneti. DEdiğim gibi bu sefer de yine aynı arkadaşların doğum günü partisi diye sürünerek gittiğimi mekanlardan biri. 2005 böyle acayip bir şekilde oraya buraya sürüklenmek ve bazen de somurtmakla geçti ama yine de öğrendik işte. Tam adını hatırlayınca yazarım.
Böyle bulvarlar var. Ne trafik lambası ne bir şey. Öğrenilen ve o şekilde uygulanabilen bir trafik sistemi. Bazen de hülasa bir bulvar diyelim tam ortasına trafik lambası koymuşlar, bir kere ölümden dündüm çünkü ışığı görmeyip zıpkın gibi yoluma devam ederken bir sürü diğer aracın üzerime sürdüğünü fark ettim. Herkesi nasıl teyet geçtim de eve tek parça geldim bilmiyorum. Yer, postane bölgesi :(
Şeyh Zayed yine. Arap Emirlikleri'nin diğer ana caddeleri böyle sanılmasın, alakası yok. Hele şimdi her yer delik deşik daha bir alem. Dubai başka bir dünya, yaratılmış diyelim. Diğer bölgelerde bize Antalya'yı hatırlatacak çok yapılar oluyor mesela.
Dubai'den bir park. Bu parkın fotoğraflarını da vermemin sebebi nasıl oluyor da oluyor? sorusunu yanıtlamak için. Bu bölgeye yani devasa alana alttan su boruları döşeniyor ve bu şekle getiriliyor.
İnanılmaz değil mi?
Buraları doğal anlamda çöl aslında.
Parklardan yararlanmak anlamında en doğru zamanlar kış ayları. Mayıs sonlarından itibaren hava dayanılmaz derecede ısındığı için el ayak çekiliyor.
Bizim bahçeye kurtarıp getirdiğim kelebek.
Bu japon gülünü biz diktik. Bana hep Antalya'yı hatırlatan bir bahçemiz var şimdi. Hep oradan aşina olduğumuz bitkiler yetişiyor burada da.
Yine bulvar trafikleri...
Bu yol da yürüyüş mesafesiyle denize giden yol. İlk geldiğimde hiç unutmuyorum köpeği de alıp köşeye kadar yürüdüm, tırsıp geri döndüm. O korkularımın hepsini insanlar hissetti ve üstüme üstüme geldiler. Şimdiyse herşey değişti. Acaba ben baktığım için mi onlar da bana bakıyordu? Bilmiyorum. Bakmasam onların baktığını da göremezdim değil mi? Demek ki fark etmeden ben de acayip davranıyordum.
Evlerden örnekler...
Mahalleler...
Yollar...Dikkat edilecek olursa islah edilen yerlerin dışında kalan her yerin nasıl da kumdan ibaret olduğu anlaşılır.
At çiftliğien gittiğimiz gün. Sıcaklıktan kan beynimize sıçramıştı. Arap Atı :) En sevdiğim hayvanlardan biri.
Burası da at çiftliğinin yeşillik bölümü. Ata düzenli olarak binmeye gelenler var. Dediğim gibi İngiliz alışkanlıkları bburaya da sırayet etmiş çünkü zaten 30 yıl öncesi onların egemenliğinden çıkılmış. Hala da onlara hitap eden çok şey var.
Burası kış aylarında yürüyüş yaptığımız, yine deniz suyunun insan eliyle yön değiştirip bu alana depolandığı alan. Cornishe denilen yer. Kışın bisiklete binen çocuklar, yürüyüşe çıkan büyükler, dışarda kahvaltı yapılan mekanlar bulmak mümkün. Deniz suyuna bakma oranları nedir? Sıfır! Ama hala Tarabyadaki pisliğin yakınına dahi gelmiş durum yok.
Al Mamzar park. Tam Sharjah çıkışı, Dubai girişinde.
2006 yılının son günlerinde gittik. Çok bulutlu ve gayetten de serin bir rüzgar eşliğinde dolaştık.
Parkın sahil şeridinde böyle denize girilecek mekanlar da var. Gayet rahat, yol falan geçmiyor. Kocaman bir park zaten.
Parkın içinde her türlü faaliyete ve spora uygun yerler var.
Yemek yenilecek yerler de...
Aynı yürüyüş mekanının bu sefer karşı kıyısına bakış. Cornishe.
Cornishe çevresinde büyük bloklar var. Nedense villa yapılmamış.
Eşimin öğrencileriyle gittiği gezi. Devekuşu çiftliği :)
Cornishe'in iki kıyısı var. Bu bize yakın olan taraf ve orada da böyle palmiye parkı denilen bir yeşil alan yapılmış.
Palmiyeler hep sırayla dikilmiş. Burada doğumgünü partileri de veriliyor, insanlar uçurtma uçurmaya da geliyorlar. Sabahları şezlongunu alıp gelen kahvaltı yapan da bir sürü aile oluyor.
Layla'nın veterinerinin hemen orada olan başka bir ev. Ve bizim paralelimizdeki mahalle.
Bizim bahçeden bulutlu, fırtınalı bir gün fotosu. Şu anda bu begonviller deli gibi çiçek verir vaziyette. Bahçeyle ilgili olan fotoları da sonra eklerim.
Green Belt Park. Bu parkın özelliği yalnızca kadınlara ve çocuklara açık olması. Eskiden böyle şeylere çok karşıydım, kendi üllkemde hala karşıyım ama burada kadınların Avrupalı olmaları teklif yapılması açısından daha rahat algılandığı için güvende olmayı seviyorum.
Park yemyeşil...Çaloşanlar dışında tek erkek de yok. Onların da zaten bir şey yapmaya , yan gözle bakmaya bile hakları ve cesaretleri yok.
Easter...Oteller böyle günler düzenliyor. Bir otele gittiğimiz günün fotoları...
Çocuklar saklanan boyanmış ve haşlanmış yumurtaları bulup gruplarına puan kazandırmaya çalışıyorlar.
Green Belt parktan başka bir görüntü. Yalnız, yerel okullardan gelen öğrencileri ve öğretmenleri de gözlemleme fırsatım oldu. Heryeri darmadağan ve pis bıraktılar. Bu konuda ciddi bir eğitim eksiklikleri var. Türkiye'yle paralellikleri böyle noktalarda yakalama fırsatı buluyoum. Her dakika toplayan ve temizleyen var diye mi düşünüyorlar ya da nasıl olsa toplanır mı diyorlar bilmiyorum ama bu insanın insana, insanın doğaya saygısıdır. Çok üzücü...