Kaleye doğru orman içinden yürüyüş...
Kalenin harab olmuş duvarları...
Yeni açmış papatyalar
Dev bir karınca yuvası.
Mahya sırtına varış. Mola...
Ve ateş, sıcak dostumuz...
Birden bastıran yoğun sis...
Sanki karşı yamaçlar yanıyor...
Mola sonrası kaleye tırmanış...
Çok ilginç orman manzarası...
İşte kale duvarları...
Yer yer yıkık...
Zirve çok muhteşem...
Her taraftan güzel görünümler...
Kalenin güney yamacı ve aşağıdaki vadi...
Çubuk ormanlarına doğru...
Arkamızda zirve çok muazzam...
Aşağıda Eğerli bölgesi...
Zirve toplantısı desek yanlış mı olur ?
Mağaralara doğru inmeye başlıyoruz...
Kaya nazardan mı çatlamış ?
Tepelerden aşağılara...
böyle bir iniş...
Zemin katta binek hayvanları için kullanıldığı söylenen barınak.
Mağaradan Eğerli bölgesi.
Burası birinci kat.
Mehmet aşağıda biz yukarıda...
Birinci kat mğara bölümleri...
Birinci kat mğara bölümleri..
Mağara ve dışarısı...
Haydi Mecit çabuk gel...
Benim boyum kadar yükseklik.
Sel suları burayı toprak doldurmuş...
Buraları da...
Giriş böyle zor oldu...
Buradan girebildik...
Aynı yerden çıkış.
Yan tarafdaki kayalıkta kartal yuvası...
Zirve doğu taraftan.
Geri kale arkasına çıkıyoruz.
Kırlangıç mevkii ve hazinecilerin işi...
Ne güzel bir dağ çiçeği...
Bu da heryerde görülmeyen meşe kozası.
Yürü bakalım...
Ne şekil bir kaya ?
Bayram bey muhakkak bana ıslık çalıyor...
Mantar !
Ve Başköy-Semer yoluna iniyoruz.
Kayadan su sızıyor...
Bir karaakbaba...
Ve bir yavru yılan...
Yılanın hareketlerini kaydediyorum ama beceremedim.
Mustafa efendi tahtta...
Ve aracımız 4x4 Suzuki
Şelalaler...
İlçenin en güzel şelalesi herhalde...
Güneydeki orman yolundan kale...
Kale eteğinde bir davar sürüsü
Erik ile kucaklaşmış çam ağacı...
Ormancı kulubesi.
E.Kuzören, Mustafa' nın annesi...
Sarı çiçekler...
Buralar Fenerbahçeli herhalde...