Pembe Domates Ağı 2007- Tansuğ'larda ilk hazırlıklar...
15 Mart 2007. İlk dikim bugün. Pembe Candaner'in armağanı ev bahçıvanı aletleri hazırda... Selim Güleç'in yolladığı Hatay'dan Yüksel Atar tohumlarını çimlendireceğiz...
Çimlendirme kapları yıkandı, torflandı...
İşte o mucizevi yaratık! Toprakla buluşuyor...
Hatay Serinkuyu'dan İstanbul Gümüşsuyu'na! Bu bir serüven değilse nedir?
Yeni yuvalarına yavaş yavaş yerleşiyorlar...
2006'da ilk çimlendirmeler için bu kapların yanısıra küçük mantar gibi kaplar kullanmıştık. Bkz: http://pembedomates.blogspot.com/2006/05/ "küçük kaptakiler niye büyümüyormuş?" Bu yıl onları kullanmıyoruz. Nedeni o içinde bir sentetik gübre olması! Nemize lazım doğallığa halel getirmeyelim biz!
Bu bir "evde pembe domates serüveni" ya, evin "Ilıman" iklimli yerine taşınıyorlar...
19 Mart 2007! Sadece 4 gün sonra Yüksel Hanım'ın Serinkuyu pembeleri Gümüşsuyu'nda yarım santimlik bir boy gösterisi yapıyor!
Aynı gün öğlen... Aynı tohum "kuğu boynu" tadında uzuyor...
İnanmayacaksınız belki ama yine aynı gün, akşam üzeri, aynı mahluk dikilip, belki de "ben neredeyim" diye soruyor!
Bu iş böyle işte. Onlar deviniyor, size de şaşmak düşüyor.
O minicik gövdenin yaşama tutunmak için çıkardığı "müstakbel" kökler, çok dikkat edilirse, bizim dijital kameramızın bütün "kötü kullanımlarına" rağmen burada görülüyor...
Bugün 20 Mart 2007. PDA - Gökhan Elmacıoğlu'nun "üç grupta dikin" uyarısına uyarak ikinci çimlendirme operasyonu başlıyor. Bugün PDA'nın kadim kökeni, "esas kadın" Hafize Baliç"in tohumları sırada...
Biz, "tembel işi" yapıp, peçetede kuruttuyduk onlarıı. Önce onalrı "fıs fıs" ile canlandırıyoruz...
Çim kaplarında her yuvaya bir delik açıyoruz...
Daha yakından...
Aynen böyle...
Yumuşayıp peçeteden kurtulan tohumları Pembe Hanım'ın mini küreği ile yerinden -özenle- kaldırıyoruz...
İşte böyle...
Sonra o mini- çukurlara...
Böyle yerleştiriyoruz...
Sonra üstlerini kapatıyoruz tabii ki. Sonra da Gökhan Elmacıoğlu'nun yıkayıp kurutarak "tohum alma" tavsiyesinin ne kadar yerinde olduğunu yaşayarak görmüş oluyoruz! Çünkü...
Kağıt peçeteden ıslanarak alınan tohumlar, toprakla buluşurken acaip panikliyorlar. Elinize, eldiveninize, onları taşıyan alete yapışıp kalıyorlar. Haydi hayırlısı!