Bugün 19 Mayıs 2007. PDA'nın birinci yıldönümü! Geçen yıl da ilk saksı dikimini bugün yapmıştık... Album-II'de ayrıntıları verilen hafif plastikten fakat derin ve geniş saksılardan üçü hazır.
Balkonumuz küçük ve yaşlı olduğu için daha fazlasına dikim yapamıyoruz ne yazık ki... Once yıkanıp kurutulmuş saksıların dibine bir miktar taş koyuyoruz...
Bu kadarı yeterli...
Organik toprakları bu yıl da "English Gardens"dan aldık. Icinde suyu tutmasi için ufalanmış mineraller var...
Bizde koyun gübresi olmadığından ilk sıra toprağı koyduktan sonra bir miktar organik gübre koyup toprak eklemeye devam ediyoruz. Daha sonra bir miktar da torf ekleyip toprağı hafifçe karıştırıyoruz... Saksının sadece ücte birine toprak koyduk. Cunkü daha sonraki aylarda "bogazlama" islemi icin yukarı dogru bosluga ihtiyac olacak...
İlk once "mutsuz plastiktekiler"den bir Hataylı pembe (Yüksel Atar 2006) fidesi ekeceğiz. Kokleri resimdeki gibi "bizi çıkarın bu cendereden artık" diyor...
Plastiği kırarak köklere zarar vermeden fideyi alıyoruz...
Gövde hayli uzadığı için, fideyi dikeylemesine değil, gövdenin bir kısmını yere paralel olarak toprağa yerleştiriyoruz. Boylece koklenme daha cabuk olacak...
Gövdeyi etrafındaki toprakla piramidal biçimde iyice örtüyoruz...
Sulama için saksı ceperine en yakın yerden başlayıp, toprağı elle aşağıya iterek dairesel bir çukurluk / oluk yapıyoruz.
Bitkiye değmemesine özen göstererek o, dairesel çukurluga gelecek bicimde ilk suyunu veriyoruz. Zaten bundan sonra çok az su vereceğiz. Ta ilk sarı çiçekler gözükene kadar... Az su verilmesinin nedeni köklerin suyu aramak için uzayıp durması, boylece bitkinin de daha güçlü olmasıymış.
Sanki bir cok saksımız olacakmış da pembe türlerini birbirine karıştıracakmışız gibi; etiketini de yapıştırıp, bu Hatay tohumlarını bize yollayan Selim Bey'i hayırla anarak- haydi hayırlısı bakalım diyoruz!
Sıra Hafize Baliç 2006 pembesinde. (Suradaki pembenin cekirdeklerinden biri bu: ( http://pembedomates.blogspot.com/2006/08/pda-bykkannesinden.html ) Bu özel fide kabında ve kökleri görüldüğü gibi kaptan dışarı çıkmış. Plastiktekilerin bu lüksü (!) yok!
Bu fideyi kabından çıkarmadan olduğu gibi toprağa dikeceğiz...
Bu tür kapların iyiliği de burada zaten. Köke zarar verdim mi vermedim mi endisesi yaşamadan dikebilme...
Yeni yerinden gayet memnun görünüyor. Oysa her yer degistirme bitki icin bir "stress" diyorlar. Bu kökleri kopan, dikerken bir sure açıkta kalanlar için gayet gecerli. Küsüyor "Bana ne yaptınız?" der gibi bir zaman yapraklarını indiriyor... Ama buradaki konforlu bir nakil yaptığı icin pek memnun...
Simdi sırada "balkon pembelerinin gardrobu" konusu var. Resimde gecen yıl kullandığımız daha küçük saksılardan birine dikilmiş bir baska domates turu var. Uzerine yine geçen yıldan kalan bambu çubuklar var. Bu cubuklar hem "ipe alma"da hem de bu yaratıkların "giyinmesi"nde işe yarıyor.
"Giyinme" icin kullandığımız malzemeyi Batılı "olgunlaştırma" amaclı uretmiş. "Olgunlaştırma Kukuletası" diye piyasaya salmış. Biz ise bunu daha çok, balkon pembelerini toz, egzos ve haşarattan korumak için kullanmıştık. Çok da yararını gördük. Bu aslında rulo halinde, delikli bir silindirik kılıf. Saksının boyuna yetecek kadarını kesip, bir düğüm atıyoruz.. Ayrıntılar için gecen yılın serüvenine bakabilirsiniz: http://pembedomates.blogspot.com/2006_05_01_archive.html
Sonra düğüm içerde kalacak biçimde torbayı ters yüz edip bambuların tepesine geçiriyoruz...
Aşağıya doğru indiriyoruz... Yavaşça...
Rüzgardan açılmasın diye dipten yapiskan bantla bir ki yerden tutturuyoruz. Bir iple bağlamak da olabilir ki az sonra bunun için bir "lastik" kullanmanın daha iyi olacağını keşfedeceğiz!
İşte giyindi bu...
Sıra büyükleri giydirmeye gelince bu malzemenin çapı 65 cm. olmasına rağmen, çapı 50 cm. olan büyük saksıları örtemiyor. (Bu ne biçim bir geometri problemi şimdi, anlayan varsa anlatsın!) Neyse büyüklerin daha yeri çok olduğu için şimdilik kaydıyla kesip biçip kare örtüler yapıp, saksının üzerini örtecek kadarını kullanıyoruz. Şimdilik. En fazla bir iki hafta sonra aşağıdakiler boy atana kadar...
Bu torbalar bir taraftan sera ortamı da yarattığı için aşağıdaki pembeyi koruma altında sayabiliriz...
Bu balkon, 19 Mayıs 2006'dan 19 Mayıs 2007'ye ne serüvenlere tanık oldu... Umuyoruz bu yıl da "mahsul" bereketli olur!
Bu da balkonda kendisine yer bulamayan, küçük saksıya dikilen ve şimdilik iç mekanda kalan "esas pembe"! "Esas Pembe" çünkü bunun çekirdeği yine aynı balkonda yetişmiş ilk hasattan alınmaydı: http://photos1.blogger.com/blogger/5833/44/1600/29_Temmuz_06_008.jpg
Aslında balkona öncelikle bunu çıkarmak lazım. Çünkü kodlarına bu ortamı kaydetmiş olmalı ve bu yıl daha başarılı bir büyüme sergilemeli....
Fide yapma kapları çok önemli. Bunlar "şaşırtma"sı aynı gün yapılmış fideler. Plastik, fide torbası ve sıkıştırılmış karton (?) fide kabı içindeler. En sağlamı, en az toprağı olan kartonlusu... Hepsinden uzun, hepsinden dik, gövdesi de hepsinden kalın, Rengi koyu yeşil, bir sürü dalı ve yaprağı var.
Bu arada balkonu hazırlarken, şu lavantaları ihmal etmedik. Arı çekermiş çok. Gelsin arılar, pembelerle arkadaşlık etsinler!
Balkon deyince, kırmızı ve beyaz örümcekleri anmadan geçemeyiz. Bu yıl da sardunyaların üzerindeki karargahlarındalar. Bu yıl da arap sabunlu su püskürtüyoruz üzerlerine. Geçen yıl domatesi çok sevdikleri soylendigi halde sardunyalarda kalmışlardı. Blog'un Temmuz 2006 arsivi bu ve benzeri hasarat ile dogal mucadele ipucalri le dolu aslında: http://pembedomates.blogspot.com/2006_07_01_archive.html
Evet, biz 2007 balkon dikimini tamamladık sayılır. Geçen yıl oldugu gibi bu yıl da hala fide var dikilecek. Onları da sağlamlaştırıp yine PDA üyeleriyle paylaşacağız en kısa zamanda... Kökleri suyu ve asıl toprağını arayanlar...
Yapraklarını kıvrım kıvrım içe büken mutsuzlar...
Işığı az, dikimi gecikmiş, uzamış da uzamış, bir de böyle "dirsek" yapanlar...
Gelecekteki kökleri şimdiden belirenler... Ve "serüven" devam ediyor...